KÖYDE SEVDA (kavgadır) BAŞKADIR.

KÖYDE SEVDA BAŞKADIR.

Ferhat, annesinin aşırı koruması ile tembel ve bir o kadar da rahat yaşamaya alışıktır. Fiziki görünümü dikkat çekicidir. Çok yakışıklıdır. Boylu poslu havalı olunca genç kadınların da gözdesi olur. Bazen şakaya getirip delikanlıya laf atarlar. Köydeki yeni yetme kızlar ona ilgi duyarlar. O hiç birisine bakmaz. Başını yerden kaldırmadan dolaşır. Efendiliği büyükler arasında takdire şayandır. Köydeki ahalinin gönlünü fet etmiştir. Yalnız babasının kalbini kazanamamıştır. Evlenmek iştediği genç kız babasının kavgalısının kızıdır. Kızın babası da bu isteği asla kabul etmez. “Beni Çolak Mehmet’le muhatap etmeyin. Elimden kan çıkar. ” Diye konuyu açan herkesi geri çevirir.

1.İç, gün, köy kahvesi

Tabureler üzerinde oturan ikili üçlü guruplar halinde köyün beyleri, oturmuş satranç oynarlar. Bir kısım insanlar ve gençler oynayanları izler.

Şimşek Recayi, her zamanki sırnaşık gülümsemesi ile muhtarın oğlunun yanına sokulur. Omuzu ile kendi omuzunu dürter. Koluna girer , onu çekiştirir. Bir elini ağzına kapatarak arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldar. Ali söylenenlerden bir şey anlamadığını dudak bükerek omuzunu kaldırıp, Kısık sesle söyler. Konuşmalarının duyulmasını istemedikleri alenidir. Gençlerin tavırlarını gözden kaçırmayan Recep Çavuş müdahale eder. Oturduğu yerden kalkarken belinin ağrıdığı hissini verir. Yarım eğri bir pozisyon alır, Elinin birini beline diğerini gençlere doğru avuç içi açık bir şekilde uzatır, konuşmaya başlar.

-Ne vakitten beri toplumda gizli kapaklı konuşuluyor? Diye gençlerin üzerine yürür. İkisi birden kendilerini sakınmak için geri geri iki adım atarlar. Şimşek Recayi bir adım öne çıkar. Kolunu Recep Çavuş’un omuzuna dolar. “Recep ağabey kötü bir şey konuşmuyorduk der.”

Recep çavuş kendi işaret parmağını gözünün alt kapağına götürür. Parmağını yanağına doğru hafif kaydırınca gözkapağının kanlı yüzeyi görünür. Gençler onun ne demek istediğini anlarlar. Bir birleri ile bakışırlar. Muhtarın oğlu omuzunu hafif kaldırır. Kaldırdığı omuzunun üzerine başını yatırır. Şimşek Recayi,  hemen harekete geçer. Kollarını iki yana uzatır. Her ikisini de sarar. “Dışarıda konuşalım .”der.

2. Sokak arası (kahvehane önü), dış, gün.

Kahvehanenin kapısından peş peşe çıkarlar. Şimşek Recayi, kahvenin önündeki en son çay sehpasının önüne bir tabure daha getirir. Üç kafadar otururlar. Kahveci çırağı üç demli çay getirip, Sehpaya bırakır. Biraz bekleyecek gibi ayakta durur. Şimşek, kahvecinin çırağına eliyle bir hareket çeker. Bakışları ile içeri girmesini işaret eder. Çocuk hala olduğu yerde bekler.  Kızgın bir bakış fırlatır. Peşinden “Kaybol’ der. Çırak bakışlarını Şimşek Recai’nin gözlerine dikerek Kızgın bir şekilde işinin başına döner. Kahvehanenin içinde masaları dolaşır. Küllükleri temizlerken üçlüyü çaktırmadan göz hapsine alarak izler. Üç kafadar kafa kafaya yaklaşarak hararetli bir sohbete başlarlar. Arada bir Kahkahalar Yükselir. Köyün dedikodu kazanı bu gurup içinde kaynatılır. Herkes hakkında enine boyuna her şeyi konuşup kanka olurlar. Dirseklerini Sehpaya dayayıp ellerini birleştirerek bundan böyle ortak karar alıp her konuda birbirleri ile haberleşmeyi kavilleşirler. Artık üç sırdaş olurlar.  Amaçları Yakışıklı delikanlının havasını almaktır. Kızlara kendilerini beğendirme yarışına hazırlanırlar.

3.Çolak Mehmet’in evi, İç, gün

Çolak Mehmet kükrercesine evinin kapısının önünde durup eşine bağırırken bir adımı eşikten içerde bir adımı kapının eşiğinden dışarıdadır. Avazı çıktığınca bağırır.

 “ O Uşağın olacak hergele nerde?

Kadın ellerini ovuşturur. İki büklüm kapı önünde eğilmiş eşinin gözlerine korku ile bakmaktadır.

 “Şey biraz başı ağrıyormuş. Odasına çekildi.” der.(Çocuk odasının kapısı oturma salonuna açılır)

Ferhat odasında yatağına uzanmış kapı arkasında konuşulanları dinlemektedir.

4.iç,gün çocuk odası oda kapısının arkası.

Ferhat, babasının sesini duyar duymaz yatağının üzerinde ayakları yere sarkık oturup seslere kulak kesilir.

Mehmet Efendi önünde duran kadını eliyle kenara çeker. Çocuk odasına doğru adımlarını birbiri peşine atmaya başlar.  Yaşlı kadın ona engel olmaya çalışır. Ceketinin eteğinden asılır. Oğluna bir şey yapmasından korkar. Mehmet Efendi daha sert bir hareketle kadının urbasını yakasından sıkıca kavrar. Dengesini silkeleyip sarsar. Yan tarafta bulunan divanın üzerine iterek önünden çekilmesini sağlar. Çocuk odasının kapı koluna bastırır. Kapı arkadan kapalıdır.

 ”Aç kapıyı.” diye bağırır.

Ferhat içerden “Dövmeyeceğine söz ver. Açacağım der.”

 Mehmet Efendi. “ Aç ulan hergele!” diye bağırır.

Kapıya bir tekme atar. Atışı ile ayağını çekişi bir olur. İki eli ile ayağını bileğinden kavrar. Canının acısı ile

 “Lanet olsun!” diye sızlanır.

 Yaşlı kadın hemen eşinin yanına koşar ayağını hareket ettirmesin diye hemen altına bir yastık bırakır ayağından çorabını yavaşça çıkarır. Parmak uçlarında morluklar oluşmuştur. Onlara buzlu su ile kompres uygular. Eşinin koluna girip, divana rahat uzanmasını sağlar. Babasının feryadını işiten Ferhat önce kapıyı açmak istemez onu numaradan böyle yapıyor zanneder. Sesleri dinledikçe bir problem olduğunu anlayıp yardım için odadan çıkar babasını divanda yatmış görünce durumun ciddiyetini anlar. Babasına yaklaşır. Ayağını gözü ile işaret ederek.

 “Çok acıyor mu? “Diye sorar.

 Baba hafif kalkacakmış gibi doğrulur.

 “Gözüm görmesin seni kaybol.” Diye bağırır. “Beni elaleme rezil kepaze etin köy içine çıkamaz oldum senin yüzünden hırbo!” diye bağırmaya devam eder.

Ferhat daha fazla dayanamayıp kapıyı çekip çıkar.

5.dış ,gün, köy meydanı  (cami  önü).

Evlerinin avlu kapısını hızlıca kapatıp dışarı çıkan Ferhat köy meydanına kadar başını kaldırmadan yürür. Yanından geçen iki adama da selam vermez. Onun bu halini gören komşu bir şeyler olduğunu sezmiştir. Geriye dönüp, Ferhat’ın peşinden uzun uzun gözden kaybolana kadar bakar. Ferhat köşeyi dönerek caminin olduğu tarafa yönelir. Dedikoducu gençler buğday sokusunun başında bir araya gelmiş ayaküstü konuşurlarken. Ferhat’ın yanlarına yaklaştığını son anda fark ederler.

Yumruklarını iyice sıkan Ferhat,

 ”Hanginiz benim hakkımda konuştu ulan.” diye bağırır.

Gençler birbirlerinin gözlerinin içine bakarlar. Bir şeyden haberleri yokmuş tavrını Ferhat’a yutturamazlar. Saliha ile arasında olan yakınlığı onlardan başkasının bilmediğinden emin olan Ferhat. Ani bir hareketle Süleyman’ın sırtından tişört yakasına asılır. Olanca gücü ile onu yere düşürüp sırtına oturur. Saçlarından asılır, Burnunu toprak zemine birkaç kez vurur. Ve sürter. Her işe burun sokmayı öğrensin diye yalvarmalarına çığlıklarına kulak asmaz. Şimşek kurtarmak isteseler de gücü yetmez. Ferhat Süleyman’ın nerdeyse kafa derisini yüzecek kadar güçlüdür. Şimşek ile Saliha’nın kardeşi Salih Korkar.  İkisi de yaşça Ferhat’tan küçüktür. Ferhat’ın elinden kurtulamayacaklarını düşünerek kaçarlar. Süleyman’ın dişleri parçalanmış yüzü kan ve topraklara sıvanmıştır. Kimseye bir şey söylemedim dedikçe Ferhat daha çok kafasını yerlere çarpmıştır. Süleyman’ın Kaçan arkadaşları ailesine haberi ulaştırır. Haberi duyan aile eline geçirdiği sopa ve taşlarla köy meydanına koşar. Bir anda köyde kim var kim yok diye bakılmaz köylü yardıma koşar. Kalabalığın içinden sanki kendisi yapmamış gibi sakince uzaklaşan Ferhat’tan kimse şüphelenmez. Süleyman parçalanmış ağızla kendisine bunu yapanı hemen söyleyemez. Diğer iki genç korkudan şahitlik yapmazlar. Fırsattan istifade Ferhat köyü terk eder.

Dayısının motosikleti saatte yüz yirmi basarak köyden kaçar. Geride bıraktığı Saliha Ferhat’ını kaybetmenin hüznü ile tamamen içine kapanır. Kurtarıcısının bir gün döneceği ümidi ile yaşar.

SON

NURSEL YEŞİLYURT

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.