ÇOMAR İLE FİFİ

ÇOMAR İLE FİFİ

Yasaklara tepki göstermek fıtratımda vardı. Bir dostum” yalnızlık Allah’a mahsustur “dediğinde; yalnızlığı yüce yaratıcımızın yasaklamış olduğuna çok sevindim. Bu sabah içim içime sığmıyordu. Mevsim geçişlerinin insanların yaşantısını etkilediğini düşündüğüm çok oluyor. Şayet bahar havası başıma vurmadıysa oldukça eforlu bir gün beni bekliyordu. Eşofmanlarımı giyindiğim gibi bahçemizdeki köpek kulübesinin yolunu tuttum. Kulübenin kapısını açtım. Çomar, meraklı gözlerle beni süzüyordu. Elimi uzattım yalayıp patisini değdirdi.  Çekmedi. Dışarı çıkmak istiyordu. Patisini kavrayıp çıkardım. Diğer elim ile kulaklarını kaşıyıp başını okşadım. Her zaman ki sevimliliği üzerinde sürtünüyordu.” Yürüyüşe çıkalım mı?” dedim. Anlıyormuşçasına kuyruğunu salladı. Tasmasının ipini geçirirken sevinçten ellerimi yaladı. İpin diğer ucunu bileğime geçirdim. Yanımda gölge gibi tin tin gidip gelerek daireler çiziyordu. “Hadi oğlum gidiyoruz.” dedim. Çomar sevinçten arka ayaklarının üzerinde bir müddet susta durdu. Dilini sonuna kadar çıkarıp uzatarak yalandı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan mırıldandı. Hırladı. Zıp zıp zıplamaya başladı. Adımlarını benim adımlarıma uydurarak yürüyordu. Etraftaki çimen ve çiçekleri kokluyordu. Kendi etrafında daireler çizerek koşuyordu. Sitenin çıkışında görevliye selam verdim. Başını kaldırmadan alıyormuş gibi öne salladı. Görevlinin iletişim tarzı oldukça absürttü. Hoşlanmadım. Başımı yana çevirdim. Çomara baktım. Onun enerjisi zihnimde oluşan kararmayı aydınlattı. İçimden iyi ki Çomar var diye geçirdim. Çomarla vakit geçirmek beni dinlendiriyordu. Caddenin kenarını takip ederek birlikte yürüdük. Yürümek sağlığıma iyi geliyor. Haftalık iş stresinden bir nebzede olsa uzaklaşıyorum. Birde çevremizdeki ses kirliliği olmasa iyi olurdu.  Korna sesleri insanı çıldırtıyor. Yürüyüş alanımız sakin ağaçlı temiz bir yer. Ağaçlar hava kirliliğini temizliyor. Yürüyüş parkuruna ulaşınca tempolu yürümeye başladım. Bol oksijenli serin havayı teneffüs ederek ciğerlerime doldurdum. Çomar çimenlik alanlara koşuyor kokluyordu. Kolumu hangi yöne koşuyorsa o tarafa çekiyordu. Ben de ısrarla parkurdan yürümek için onun ipine asılıyordum. Yürüyüş yolumuz çamlık ve erguvan ağaçları ile kaplı güzel bir koruyu anımsatıyor, bazı meyve ağaçları çiçeklerini açarak baharı karşılıyorlardı. İnsanların bazıları koşuyordu. Bir kısmı da evcil hayvanlarını gezdiriyorlardı. Yol kenarında dinlenenler, arkadaşları ile banklarda oturup sohbet edenler de vardı. Kulaklıklarını takıp kuş seslerinden mahrum yaşayanlarda oldukça fazlaydı. Çomar çimende gezinen kuşlara saldırıyor onlar uçarken peşlerinden parende atıyordu.  Özellikle serçeler ondan daha atik davranıp yakalanmıyorlardı. Tasmasının ipini çekiştirdikçe bana kinlendiğini düşünüyordum ki karşı yönden köpeğini gezdiren bir hanım belirdi. Bize doğru yaklaştıkça arka sokağımızda oturan Ayşe Hanım olduğunu fark ettim. Çomar minik köpeği görür görmez beni çekiştirmeye başladı. Birbirimize iyice yaklaştığımız anda köpeğe adeta saldırdı. Bayanla selamlaştık. Köpekler oyun oynamaya başladılar. Duraklayıp ayaküstü oynamalarına izin verdik. Köpeklerimiz çok çabuk selamlaştı. Kaynaştılar. Bayan köpeğinin adının Fifi olduğunu söyledi.” Kızımın canı çok sıkılıyordu bu yürüyüş ona iyi gelecek.” dedi.  Çomar’ın  Fifi ile oynamasından mutlu oldu. Yol kenarındaki bankta oturup oynamalarını izledik. İzlerken anın tadını çıkardık. Dört farklı beyin aynı duyguyu hissettik. Sevginin dilinden tüm yaratılmışlar anlar. Çomar Fifi’yi çok sevdi. Önce kuyruğunu kokladı. Etrafında dolandı. Burunlarını birbirlerine sürterek arkadaşlıklarını kutladılar. Fifi kaçmıyordu. Çomar Fifi’nin omuzuna patisini atarak onu kucaklamaya sarmaya çalışıyordu. Her ikimizde birbirimize gayri iradi baktık. Gülüştük. İşte o bakışla başladı her şey. Biraz mahcubiyet, çekingenlik, utanç duygusu, yoğun heyecan ve tekrar bakışma arzusu ile bir anda allak bullak olan zihnimi toparlamaya çalışsam da artık beynim istemsiz çalışıyordu. Başımı kaldırdığımda Ayşe’nin yanakları iyice pembeleşmiş, bakışları yerde bir noktaya odaklanmıştı. Çomarın ipini çekiştirdim karşı koyup gelmiyordu. Başımı ondan yana çevirdiğimde tepkim ” Ne yapıyorsun sen !”demek oldu.O anda Ayşe de hayvanlara baktı. Fifi altta adeta çimene yapışmıştı. Ayşe yerden başını çevirmeden “ Olan oldu beklemeliyiz.” dedi.  “Evet, beklemeliyiz kolay ayrılacağa benzemiyorlar.” dedim

“Birbirlerini çok sevdiler.” Diye ekledi.

Bakışlarımız Birbirimizin derinliklerinde buluştu.

NURSEL YEŞİLYURT

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.