YAĞMUR

YAĞMUR

Güzel bir hafta sonu geçirmenin heyecanı ile sabah erkenden kalktım. Hava hafif bulutluydu. Çaydanlığı su ile doldurup, ocağın altını yaktım. Kahvaltı yaptıktan sonra biraz çarşı Pazar dolaşmayı düşünüyordum. Çocukları uyandırmak için odalarına gittim. Öyle güzel uyuyorlardı ki uyandırmaya kıyamadım. Akşam geç yatmışlardı. Odanın penceresinin güneşliğini açtığımda kuzey yönünden gri ve siyah bulutların çok hızlı ilerlediğini fark ettim. Hava birden bire kapandı. Mutfağın camına yöneldim. Günlerdir bunalan bulutlar, arşın derinliklerinden arzın merkezine binlerce sicim asmışçasına yağmur katrelerini bir birinin peşinden yarışırcasına ekliyorlar. Karşı caddede insanlar şaşkınlıktan sırılsıklam olmuş bir oyana bir buyana koşuşturuyorlar. Hızlı hareketlerle durağa gelmeye çalışıyorlar. Kimse kimseye dikkat etmiyor. Çarpan çarpana bir koşuşturma ve panik içindeler. Hiçbir damlanın birbiri ile çakışmadan, çarpışmadan toprağa ulaşmasına hayranlıkla bakarken, insanların yaşadıkları tabiat olayı karşısında ne kadar çaresiz olduklarını düşünüyor ve üzülüyorum. Zerreler birlerinin haklarına riayet ederken, Kilometrelerce uzay boşluğunu bir düzen ve ahenk içinde kat ederken. Bizler yolda yürürken bile birbirimize çarpmadan geçmeyi başaramıyoruz.

NURSEL YEŞİLYURT

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.