HAK VE DOSTLUK ÜZERİNE SOHBET

DOST BAŞKADIR. DEĞERİNİ BİLENE.

Deli dolu dobraydı. İnandığının peşinden ne pahasına olursa olsun koşardı. İnatçıydı. Kendisi için öyle olmayı seçiyordu. Gözü kara tabiri ona çok yakışıyordu. İşinde titiz ve azimliydi. Hayatta başarılı olmak ona ait bir özellikti. Çalışkandı. Çalıştığı işin hakkını verirdi.

Hep merak etmeme rağmen kendisinden haber alamamıştım. Yıllar sonra tesadüfler dostları bazen karşılaştırabiliyor. Başkaları söylese belki inanmazdım.Onunla bir sosyal paylaşım sitesinde karşılaştım. İçimden kim bilir unutmuştur diye geçirdim.Selam mesajı gönderdim. Cevap verir mi vermez mi bilmiyordum. Nedendir bilinmez bir his bana mutlaka yazmalısın diyordu. İşte gerçek dostluk bu olsa gerek.

Telefonum çaldı. Tanımadığım numaraları kapatırım. Onu da kapattım. Tekrar aradı. Cevap verdim .  Kendini tanıttı.

Yıllar sonra bir dostun sesini, ilk karşılaşma kadar huzur verici. Normalde telefonun tutsağı olmayı sevmem. Kaç saat konuştuğumuzu hatırlayamayacak kadar derin konulara dalmıştık.

Zaman durmuştu. Yalnız ikimiz vardık. Yaşantısını sormadan tüm detayları ile anlattı. Sesi çok heyecanlıydı. Genç yaşta eşinden ayrılmış. Evlenmemiş. Evladını tek başına yetiştirmiş, hayatın zorluklarını kimseden hiç yardım almadan aşmaya çalışmış.  Kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştı.

Hangi insanın hayatı kolay ki? Özellikle yalnız yaşayan insanlar hayatın zorlukları altında daha çok çile çekiyor, daha fazla yıpranmıyorlar mı?

Bir gün otobüsle yolculuk yapıyordum. İki arkadaşın konuşmalarını istemsiz olarak dinlemek zorunda kaldım. Etraflarında başka insanlar yokmuş gibi yaşadıklarını birbirleri ile değil tüm otobüs yolcuları ile paylaşıyorlardı. İkisi de yüksek ses tonu ile konuşuyorlar, birbirlerini ancak duyuyorlardı.

Yaklaşık altmış yaşındaydı bayan. Eşini bir yıl önce rahmete uğurlamış. Azeri lehçesi ile konuşuyordu. Eşinin ikinci evliliği imiş. Evlendiği adamın İlk hanımdan üç tane çocuğu varmış. Eşini kaybettikten sonra maddi ve manevi birçok sıkıntılar yaşamış. Eşi varlıklı olmasına rağmen miras bırakmamış. Bu zamana kadar mahkemelerle uğraşıp, hakkına düşeni almaya çalışıyormuş. Emekli maaşı olmasa kim siz kimsesiz vatan garibi nasıl yaşardı? Ne yapardı? Bu büyük şehirde düşünmek bile istemiyorum.

Ev sahibi iyi yürekli bir insanmış. Ödemeler konusunda sıkıştırmıyormuş. Ona dua ediyor. Hiç tanımadığı insanlarla duygularını paylaşıp rahatlıyordu…

İnsanlara hak ettikleri haklarını iade etmeyenler, mazlumlara zulmedenler. Zulmedenlerin ettikleri zulüm karşısında duyarsız kalıp susanlar, mazlumun acılarını yüreklerinde hissetmeyenler  bu dünyada insan olmanın şartlarını yerine  getiremeyenler, Hakkın adaletin hiç mi? Düşünmezler?

NURSEL YEŞİLYURT

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.