İFTAR EDEMEYENLER

İFTAR EDEMEYENLER

Haberleri dinlerken, Suidi Arabistan’ın büyük bir müftüsüne sorulan soru karşısında müftü gözyaşlarını tutamamıştı.

Somali’den bir adam şöyle sormuştu.” Biz ne iftar nede sahur yapıyoruz Allah bizim orucumuzu kabul eder mi?”

İftar sofralarımızın mübâlâsına değinmeden ben olsam bu soruya nasıl cevap verebilirim diye düşündüm. Mümkün değil yanıt bulamadım. Yürek burkuntusu derler ya ben buna vicdanın sızısı demek istiyorum. Neden mi? Yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda, kalanı torunlarımıza yetecek kadar cimri bir nefise sahibiz. Fakire fukaraya yardım ediyoruz diye kendimizi avutsak da, biz yalnız etrafımızda olan mağdurlardan sorumlu değiliz. Rabbimizin yarattığı tüm canlıların hayata tutunabilmesi için yaşana bilir bir dünyayı inşa etmekle sorumlu olduğumuzu düşünen biri olarak her ferdi doğduğu andan itibaren iyi, topluma faydalı, şefkat ve merhamet duyguları güçlü insanlar yetiştirmeyi amaç edinmeliyiz.

Ramazan ayı dini hassasiyetlerin en yoğun yaşandığı, mübarek günleri içinde bulundurmaktadır.

Bu mübarek zaman diliminde dünyanın neresinde olursa olsun, açlık çeken, zulüm gören insanların acılarını, Yüreklerimizin en derinlerinde hissettiğimiz hassasiyetlerimizin tavan yaptığı günlerimiz olmalı Ramazan Ayımız.

Şaşalı, mübâlalı iftar sofralarında, Ekmek fırınlarında pide kuyruklarında bekleşerek geçirdiğimiz, ibadetten, zikirden ve şükürden uzak yaşantılarımızı gözden geçirip, kendimize gelmemiz için. Rabbimizin af ve mağfiretini dilememiz gerektiğini düşünüyorum. Bulunduğu mevkiini yükseltmek gayesiyle kendi adını ön plana çıkarmaya çalışan, desinler ve gösteriş rüzgârının önünde savrulan insanlarımız. Sözüm onlara elit denildiği için elit olduğunu sananlara sitemim. İftar sofralarını kendi amaç ve reklamları için kullanan, yönetici konumundaki cahil Müslümanlar mı Allah’ın rahmetinden nasiplenecekler? Yoksa gece yarılarında kıyamda elif gibi olup secdeye kapanan Allah’tan korkarak rahmetini umarak itaat ve kullukta hata yapmamaya çalışan samimi yürekler mi Allah’ın rahmetine kavuşacak?

“Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Bilen kim? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar. Rabbimiz bizi çağırdığında hürmetle koşarak emrine boyun eğeceğiz. Onun bize verdiği sonsuz lütufları Hangi amaçla kullandığımızı, aç kalan insanlara nasıl davrandığımızı vicdan rahatlığı ile anlatabilecek miyiz?

Ölmeden önce nefislerimizi muhakemeden geçiriyor muyuz?

Malı olanda cimrilik değil cömertlik, olmayanda ise hırs değil kanaat olmalıdır. Sevgililer sevgilisi peygamber Efendimiz (s.a.v)Ramazan günlerinde Cibril aleyhi selam ile bir araya gelir. Onula yüce kitabımızı ”Mukabele ”ederlerdi. Cömertlikte esen rüzgârdan daha cömert olurlardı.

Ramazanın maneviyatının getirdiği sukutla bu günlerde sarkıtılan merhamet ipine sarılıp Şu beden çukurunda ki kendimizi kurtaralım. Vakit geçmeden acele edelim.

Ey Rabbimiz! Affına ve mağfiretine muhtacız. Günahlarımızı affederek bize affınla mağfiret eyle. Hatalarımızı yüzümüze vurmayıp mağfiretinle bizlere tecelli eyle.

Afüv olan sen Gafur olan sensin. Tövbeleri kabul eden, kötülükleri affedensin. Her yaptığımızı bilensin. Rabbimiz af ve mağfiretini dileriz.

Kullarınla arandaki perdeyi kaldırdığın iftar vakitlerinde, sana açılan ellerimizi Rahmetinle, bereketinle doldur. Bizleri cennetlerinle sevindir. Sen affedicisin. Bağışlayansın. Bizleri bağışla. Ya Rab! Davetine icabet etmeye geldik. Amenna sadakna…

Nursel Yeşilyurt.

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.