BİR DEMET MENEKŞE VE ÇİĞDEM

BİR DEMET MENEKŞE VE ÇİĞDEM

İlkbahar gelmek üzereydi. Şubat ayının son günleri de olabilir. Doğu Karadeniz Dağlarının dorukları, henüz karlarla kaplı…

Trabzon’dan aracımızla Zigana tüneline doğru hareket ediyoruz. Yolumuz uzun. Yeşille beyazın kucaklaştığı, harika ormanları seyrederek, Zigana tüneline ulaştık. Bir zamanlar ülkemin en uzun tüneli olarak öğrenmiştim.

İlk kez geçmek nasip oldu. Muhteşem manzaradan sonra bitmek bilmeyen bir tünelmiş gibi merakla sonunun gelmesini bekliyordum. Tünelin çıkışına geldiğimizde İklim farkını belirgin bir şekilde hissettik. Yine çam ormanları vardı. Yer yer açıklık alanlar da mevcuttu. Karlar da çok yüksek dağların doruklarına çekilmiş, Dere yatağı çağıldayan coşkulu şarkısını söylüyordu. Yollar kıvrımlı olduğundan çok yavaş ilerleyerek manzaranın tadını çıkarıyorduk. Gümüşhane’ye doğru ilerledikçe ormanlar iyice seyrekleşti. Bozkır görüntüsü doğaya hâkim oldu. Ormanların Bayburt’a doğru sonlanması biraz üzüntü verse de Doğa bulunduğu ortamla o kadar uyum sağlamış ki Yaradan’ın yarattıklarındaki hikmeti tefekkür ederek, Kop Dağlarına doğru tırmanışa geçtik. Yolda trafiğin sakin olması, Doğu illerine girdiğimizi müjdeler gibiydi.

Büyüklerimizin hep mahrumiyet bölgesi olarak anlattıkları bölge gerçekleri ile Yüzleşmeye önceden hazırlıklı olsak bile, Gördüklerimiz karşısında üzülüyorduk. Toprak evler, tezek kokuları Yol kenarında yerleşmiş beldelerin olmazsa olmazları olmuş. Kıvrılarak dağların arasından ilerleyen karayolu dere yatağına paralel ilerlerken Dağın eteklerine yerleşmiş köy ve mezralar yer yer görünmeye başladı. Aracın sesini duyan yolun kenarına çıkan köyün çocukları Koşuşturuyorlardı. Aracı yavaşlatıp, yanlarına yaklaşınca kenara çekip durduk.

Hava çok soğuktu. Üzerlerinde incecik giysileri ile titrediklerini yüreğimde hissettim. Küçük kızlar ellerinde topladıkları, sarı pembe çiğdem ve menekşe çiçeklerini demet yapmışlar. Bize vermek için koşturuyorlar. Onları gören diğer çocuklarda yanaştı. Çiçeklerini bize verdiler. Yanımızda paketli bisküviler vardı. Onları çocuklara dağıttık. Çok sevindiler. Elimdeki çiçek demetleri ile Bana dağların taze bahar havasını hediye etmişlerdi. Teşekkür ettim. Gözlerinde ki mutluluk, Sevgi ışıltıları, candan gülüşleri, benim için dünyanın en güzel çiçeklerinden daha güzel hediyelerdi. Onların masum sevgilerine tanıklık etmek bana nasip olmuştu. O kadar yoğun sevgi seline gözlerim yaşararak karşılık verebildim. Üzerlerinde ki kıyafetleri fakirliğin boyutunu, gözlerimin önüne sererken gönüllerindeki sevgi zenginliğinde büyülendim. Doğunun güzel insanları ile gururlandım.

İşte benim yurdumun güzel çocukları, Geleceğimin güzel insanları Kendileri küçük olmalarına rağmen, Yüreklerindeki sevgi, dağlar kadar yüce ve dereler kadar taşkın. Tıpkı güneşi görüp eriyen karlar gibi yüreğimde ılık ılık erimeye neden oldular. Beni sevgi seliyle doldurdular.

Dağlar kadar vakur, Çiçekler kadar saf. Gözlerindeki parıltılar, yıldızlar kadar ışıklı. Sıcakkanlı evlatlarım. Bir demet çiğdemi menekşeyi sararcasına sevgileri ile insanları saran kucaklayan minik ve güzel kalpli yavrularım. Yürekleri insan sevgisi ile çarpan yurdumun evlatları…

Sizlere kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

Nursel yeşilyurt

CategoriesUncategorized

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Begin typing your search above and press return to search. Press Esc to cancel.